Azrail Kur’an’da Geçiyor Mu? Yoksa Biz Mi Yanlış Anladık?
İzmir’de, Alsancak’taki bir kafede oturuyorum. Kahve elimde, arkadaşlarım sürekli espri patlatıyor ama ben içten içe hep “ya bu dünya neden böyle” modundayım. Tam o sırada aklıma geldi: “Azrail Kur’an’da geçiyor mu?” Hani o meşhur ölüm meleği… Hani herkes bir yerden duyuyor ama kimse tam olarak açıklayamıyor.
Önce Biraz Temel Bilgi
Kur’an’ı elime aldım. Tabii ben de klasik genç gibi, önce cep telefonundan hızlıca bakayım dedim. Meğerse Kur’an’da “Azrail” ismi doğrudan geçmiyormuş. Şaşırdım tabii. Benim kafamda o kadar büyük, korkutucu bir figür vardı ki; yoksa hepimiz yanlış mı biliyoruz?
Ama işin ilginç kısmı, Kur’an’da ölüm meleği konsepti çok net var. Melekler insanın ruhunu almakla görevli. Yani aslında Azrail bir karakter olarak değil, bir kavram olarak var.
Arkadaşım Emre tam o sırada yan masadan bağırıyor:
— “Yani sen diyorsun ki, Azrail yok ama var!”
Ben de içimden: “Evet Emre, tıpkı senin matematik sınavından geçip geçmediğin gibi, görünmez ama işini yapıyor.”
Gündelik Hayatta Azrail’i Düşünmek
İzmir sokaklarında yürürken bazen fark etmeden kendimi Azrail’i düşünürken buluyorum. Mesela otobüste, insanlar birbirine bakıyor, telefonlarla oynuyor… Ben içimden diyorum ki: “Acaba şu yaşlı teyzenin yanında Azrail var mı?” Tabii ki gözlerimle göremiyorum, ama hayal gücüm hızla devreye giriyor.
Bir gün marketten çıkarken, kasiyer bana gülümseyerek:
— “Bugün nasılsınız?”
— “İyiyim… Ama Azrail’in programına baktım da biraz yoğun gibi,”
dedim. Kasiyer önce şaşırdı, sonra gülmeye başladı. İşte gündelik hayatın mizahı burada gizli. Ölüm hakkında konuşmak bile bazen kahkaha ile karışıyor.
Kendi Kendime Konuşmalar
Kendi iç sesimle konuşuyorum:
— “Tamam, sen çok derin düşünüyorsun, ama azıcık da hafif ol.”
— “Ama Azrail meselesi ciddi…”
— “Ciddi ama sen de sürekli kahkaha atmadan duramıyorsun, hatırlatırım.”
Bazen hayatın bu ikili hâli insanı hem güldürüyor hem de düşündürüyor. İzmir’deki sahil yürüyüşlerimde bu konuyu sürekli kafamda döndürüyorum: İnsanlar koşturuyor, martılar bağırıyor, ben içten içe ölüm meleğini tartıyorum.
Kur’an Perspektifiyle Mizahı Birleştirmek
Kur’an’da ölüm meleği işlevsel bir şekilde geçiyor; görevini yerine getiriyor ama isim yok. Bu da bana garip bir espri malzemesi veriyor: Yani biz “Azrail geldi” derken, aslında bir isimden bahsetmiyoruz.
Bunu arkadaşlarımla konuşurken, Murat:
— “Yani Azrail’i mi bekliyoruz?”
— “Hayır Murat, bekleyecek bir şey yok, Azrail zaten işini yapıyor, biz fark etmiyoruz,”
dedim. Tabii ki bir kahkaha patlaması oldu. Ölüm gibi ciddi bir konuyu bile mizaha dökebiliyorum, ama bu, her şeyi hafife aldığım anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu farkındalık daha çok düşündürüyor.
Komik Anlar ve Azrail
Geçen gün kahve içerken düşürdüm fincanı. O an içimden dedim ki:
— “İşte Azrail bana kahveyle geliyor.”
Arkadaşlar tabii ki gülmeye başladı. Ben de kendi kendime düşündüm: “Azrail Kur’an’da geçiyor mu? Direkt isimle geçmese de işini yapıyor.” Hayat da böyle; bazen ciddi, bazen komik.
Bazen de markette sıra beklerken biri bana dokundu:
— “Affedersiniz, yol verebilir misiniz?”
— “Tabii, Azrail de izin verir mi acaba?”
diye içimden geçirdim. İnsanlar bana garip garip baktı, ama ben gülüyordum. İçten içe ciddi ama dışarıya kahkaha saçan bir hâl.
Azrail Kur’an’da Geçiyor Mu? Sonuç
Özetle: Kur’an’da “Azrail” kelimesi yok ama ölüm meleği var. Yani isim yok ama görev var. Bu bana hem düşündürücü hem de komik geliyor. İzmir’de arkadaşlarımla oturup bu konuyu tartışırken hep bu ikili hâlde oluyorum: Bir yandan espri patlatıyor, bir yandan içten içe hayatın anlamını sorguluyorum.
Bence mesele, kelimeye takılmak değil. Önemli olan konsepti anlamak. Ölümle yüzleşmek zor ama bunu hafif bir mizahla düşündüğünde hem hayat daha yaşanabilir oluyor hem de bir yandan derin bir farkındalık gelişiyor.
Ve işte tam bu noktada, kahvemi alıp sahile çıkarken içimden geçiyor:
— “Azrail Kur’an’da geçiyor mu? Belki geçmiyor ama kesinlikle buradaydı. Hani her zaman yanımızda, görünmez ama etkisi büyük.”
İşte hayat böyle bir şey; hem güldürür hem düşündürür. Hem Azrail var hem yok gibi; tıpkı benim İzmir’deki gençlik hallerim gibi.